Yetişkinlikte Sosyal Ortamlara Girmek Neden Zorlar?

Kalabalık bir ortama girmeden hemen önce durup nefesimizi tuttuğumuz anlar vardır…

Kalbimiz hızlanır, ellerimiz terler, düşüncelerimiz birbiri ardına sıralanır:

“İçeri girince ne söyleyeceğim?”,

“Ya yanlış bir şey yaparsam?”,

“Ya kimse benimle konuşmazsa?”

Bu hisler, düşündüğünüzden çok daha yaygın. Yetişkinlik döneminde sosyal ortamlara girmekte zorlanmak, sanıldığının aksine yalnızca utangaçlık değil; özgüven, kaygı, geçmiş deneyimler ve kişilik yapımızla da ilgilidir.

İyi haber şu ki; bunlar değişebilir, gelişebilir, ve bu yolculukta yalnız değilsiniz.

28 yıllık deneyimiyle bireylere, çiftlere ve ailelere rehberlik eden İDEM Özel Aile Danışmanlık olarak, sosyal zorlanmaların yaşam kalitesi üzerindeki etkisini çok iyi biliyor; danışanlarımızın yaşamlarını daha güvenli ve anlamlı hale getirmeleri için yanlarında oluyoruz.

Neden Sosyal Ortamlardan Çekiniyoruz?

Sosyal çekingenlik, birçok farklı nedenden kaynaklanabilir:

 Utangaçlık

Kişilik yapımız, kalabalıklara girmeyi doğal olarak zorlaştırabilir.

 Özgüven Eksikliği

“Ya yanlış anlaşılırsam?”

Bu düşünce, adım atmadan bizi engelleyebilir.

 Kaygı

Sosyal ortamlarda “tehlike” hissetmek, bedensel belirtilerle kendini gösterebilir.

 Geçmiş Deneyimler

Dışlandığımız, yanlış anlaşıldığımız anlar, gelecekte benzer ortamlardan kaçmamıza sebep olabilir.

 Mükemmeliyetçilik

“Hatalı görünmemeliyim” düşüncesi, bizi sosyal olarak kısıtlayabilir.

Neden her ne olursa olsun, bunun bir kader değil, öğrenilebilir bir süreç olduğunu bilmek çok değerlidir. Sosyal Olmak Öğrenilebilir Bir Beceridir.

Sosyal olmak doğuştan gelen bir yetenek değildir.

Hepimiz, deneyimledikçe ve tekrar ettikçe bu alanda gelişiriz.

Bugün kendinizi zorlayan şey, yarın gelişim alanınız olabilir.

Bu yüzden sosyal olma becerilerini geliştirmek; doğru rehberlik, doğru farkındalık ve küçük adımlarla mümkündür.

Neler Yapabiliriz?

 1) Küçük adımlar atın ,küçük bir buluşma ile başlayın.

Sonrasında daha kalabalık ortamlara ilerleyin.

 2) Rolünüzü Belirleyin “Dinleyici olmak, soru soran olmak” gibi küçük roller, sizi rahatlatır.

 3) Konu Başlıkları Hazırlayın

Sohbeti başlatmak için birkaç fikir yanımızda olsun. Kitaplar, filmler, gündem…

 4) İç Sesinizi Yakalayın

“Kötü görünürüm” düşüncesinin gerçekte çoğu zaman karşılığı yoktur.

Bu farkındalık güven verir.

 5) Kendinize Karşı Nazik Olun

Zorlanmayı yanlış görmeyin. Bu sadece bir süreçtir.

 6) Bedensel Rahatlama

Nefes, topraklanma ve gevşeme teknikleri anlık kaygıyı azaltır.

 7) Uzman Desteği Alın

Sosyal kaygı günlük yaşamı etkiliyorsa, profesyonel destek süreci hızlandırır.

İDEM Özel Aile Danışmanlık ile Yanınızdayız. 28 yıllık tecrübemizle; bireylerin kendilerini ifade edebilmeleri, sosyal çevrelerinde rahatlıkla yer alabilmeleri ve yaşam kalitelerini artırabilmeleri için güvenle yol arkadaşlığı yapıyoruz.

İçine kapanıklık, sosyal kaygı ve iletişim güçlükleri; doğru rehberlik ile iyileşebilir.

Danışmanlık sürecinde amaç; kişiyi değiştirmek değil,kişinin kendisini daha iyi tanıması ve kendi potansiyelini kullanarak sosyal yaşamda daha rahat yer almasını sağlamaktır.

Her danışan bizim için benzersizdir.Bu yüzden her yolculuk kişiye özel, güvenli, saygılı ve özenli ilerler.

Kendinize Zaman Tanıyın

Unutmayın… Bugün sadece selam verdiniz.Yarın belki kısa bir sohbet ettiniz.

Sonra bir etkinliğe katıldınız. Her adım değerlidir. Her adım güçlendirir.

Kendinizi yadırgamayın, kıyaslamayın, yargılamayın. Çünkü bu süreçte önemli olan; yol almak. Sosyal ortamlarda zorlanmak utanç duyulacak bir durum değil; anlaşılabilir, çözülebilir ve geliştirilebilir bir durumdur.

Siz yalnız değilsiniz.

Biz buradayız.